Uzunca bir ara ve Umaylı Hayat

Annelik&Hamilelik, Hamilelik Sonrası Yorum Ekle

Evetttt…

Kızımız 11 temmuz 2014 günü suni sancı ile başlatılan normal doğumla saat:22:36 da dünyaya geldi. İyi ki geldi, iyi ki bizimle, iyi ki sağlıklı diyorum şimdi. 40 gün bir yıl gibi geçti. Dedikleri kadar varmış, demedikleri de ne çokmuş. Şimdi 2 ay, 8 günlüğüz. Gelelim doğum hikayemize…Önce ondan başlayıp sonra lohusalıkta neler yaptık anlatacağım.  

Pazartesi günü artık miadı dolan (37. haftayı dolduran) kızımız için muayeneye gittiğimizde, doktorumuz 3 cm açıklık görmüş ve hafif bir müdahale de bulunmuştu. (previously on hilal’s pregnancy gibi oldu:) ) Salı akşamı (9 Temmuz) yeniden nükseden bel ve kasık ağrılarımı doktoruma yazdığımda beni bir an önce görmek istedi. Sabah beşiktaşta Tübitak işleri için Barış ve Tolga ile buluşmuştuk, eve geri döndük ve doktorumdan telefon aldım, bugün beni mutlaka görmek istediğini söyledi. E dayanamadım tabii. O yorgunlukla tekrar, o akşam Nişantaşına gitmek zorunda kaldık. E artık koca bir göbek beni zorlamaya başlamıştı, zaten erken doğum tehdidi nedeniyle çok uzun süredir yattığımdan çok çabuk yoruluyordum. Doktor tekrar tuşe muayenesi yaptığında, açıklığın 3.5 cm e geldiğini ve bebeğin geçen sefer dönmeyen kafasının artık dönmeye başladığını söyledi ve suni sancı ile cuma günü doğumu başlatmayı önerdi. Bu kez içim çok daha rahat çünkü bebek oldukça ilerlemiş, korkuyor olsaydın ve sezaryen isteseydin şu an doğuma sokardım seni dedi. Bizse Dorukla birbirimize baka kaldık. Bir yandan doktorumsuz doğumu yapmak istemiyor, diğer yandan Umayın kendi isteğiyle gelmesini istiyordum. Hoş kıza 5 mayıstan beri gelmesin diye müdahale ediyorduk ama yine de içime sinmeyen bir şeyler vardı. 10 temmuz akşamı Dorukla bir karar vermemiz gerekiyordu ve o kararı verdik. Zaten zorlaşan hamilelik, doktorumun olmayışı, yanımda doğum koçu/ebesi olmayışı, Doruğun doktorumsuz doğuma gitmemi istememesi vs. hadi yapalım! dedirtti bize. Doktorumu arayıp bundan sonra neler yapacağımızı konuştuk. Gayrettepe Florence Nightingale’de doğum yapmaya karar vermiştim, hem babamın daha ucuz fiyat alması, hem daha önce orada doğum yapanların memnun kalması ve doktorumun hemşirelik hizmetleri kötü demesine rağmen fiyat avantajı nedeniyle ok demesi üzerine 11 temmuz sabahı orada olacaktım. Gece 2 den sonra yemek yemeyecektim. Sabah 8:30 gibi florence nightingalede olmamızı istedi doktorum. Lavman yapılacak, epidural için kateter takılacak, kan alınıp bazı testler yapılacak. 11 – 11:30 gibi test gibi suni sancıya başlanacak ve bu arada bebeğin ve sancıların arada bir NST ile izlenmesi sağlanacaktı. Çocuk doktoru olarak Banu hanım orada o katılabilir ya da Tamer bey orada olabilir, genelde kim nöbetçiyse akşam o doğuma girermiş. Bir de son dakika pilates topu al yanına iyi gelir dedi. Suni sancı dönemini odada geçiriyormuşsun bu nedenle odada fazla kişi olmamasını rica etti doktorum. Ki haklıydı da.Doğuma, epidural sezaryen olsa bile Doruk girebilir ve bebekle ilgilenebilirmiş. Açılmanın kolaylaşması için yürüsem ve oda içinde gezsem çok daha iyi olur dedi doktorum. Akşam 8:30 gibi bende yanına geleceğim dedi. Böylece bir gün sonra da beni tekrar kontrol edebilecek ve sonra rahat rahat tatiline gidebilecekti. Ben artist artist ben 8:30 a kadar doğurmuş olurum yahu dedim. Çok bilmişim, adam boşuna mı profesör, biliyor işte kadın vücudunun neye ne kadar zamanda nasıl tepki vereceğini icon smile Uzunca bir ara ve Umaylı Hayat

Sabah Gökhan, ben, Doruk  Thu’nun pilates topuyla Florence’e yatışı gerçekleştirdik. Doktorum gelip son kez açıklığı kontrol etti ve 3.5 cm hatta 4 cm. e yakınsın Hilal dedi, Ayten hemşire ile anestezi uzmanını selamını söyleyip, akşam görüşmek üzere gitti.Her şey doktorumun dediği sırada ilerliyordu. Sıra daha sonra baş ağrımasından korktuğum kateter takılımına geldi. Herkes odadan çıktı, zaten Doruk daha o zamanlar heyecanlanmaya başlamıştı. Sabah arabada giderken ben erkek çocukta istiyorum deyip duruyordu, sonra bütün gün tuvaletten çıkamadı o ayrı icon smile Uzunca bir ara ve Umaylı Hayat Kateter için anestezi uzmanlarının başındaki kişi geldi. Bir yandan Hugh Laurie’nin şarkıları çalıyor, anestezi uzmanı ıslık çalarak ona eşlik ediyordu, anlaşılan müzik zevklerimiz aynıymış icon smile Uzunca bir ara ve Umaylı Hayat Kedi gibi eğilip (ki o kadar yogadan sonra kolay oldu :)) kateterin takılmasına yardım ediyordum ki, bir anda kulaklarım tıkandı ve başım döndü ve hemen bunu söyledim. Hmmm dedi arkamdan bir ses, hala devam ediyor mu, evet ediyordu. Bir kaç saniye sonra ise kesildi. Anestezi uzmanı bu kısımdan ısrarla kan geldiğini bu yüzden de kateteri taktığı halde geri çektiğini söyledi. Hıııı ne yapacaktık şimdi? Bir alt kısmı deneyecekmiş, e o olmazsa? O zaman epidural alamayacaksınız dedi. Aha dedim o zaman doğurmuyorum icon smile Uzunca bir ara ve Umaylı Hayat Ama neredeyse omurganın 6-7 bölümüne kateter takabiliyorlarmış. Nitekim bir alt kısımdan kateteri taktı ve ben hafif iğne batırışı dışında hiçbir şey hissetmedim ve çıkışta Dorukla Karen’e başı ağrımayacak demiş, anlaşılan kateteri takarken ağrı vs. den başın ağrıyıp ağrımayacağını anlıyorlar. Kateter takılırken yapılan bir sinir dokunması nedeniyle 10 gün kadar şiddetli baş ağrısı yaşanabiliyor. Epiduralin etki etmesi için de 15 dakika gerekiyormuş. E dedim, 15 dakika ne ki icon smile Uzunca bir ara ve Umaylı Hayat Hiç sorun değil. Yine çok biliyormuşum icon smile Uzunca bir ara ve Umaylı Hayat

Kateter takılıp, testlerim ve lavman vs. bittikten sonra suni sancı test tüpüne ve seruma başladık. Bu arada tabii ki acıkmaya ve susamaya başladım, e serum karın doyurmuyor. Saat 3:30 hatta 4 e kadar sancılardan eser olsa da canımı acıtan herhangi bir sancı olduğunu söyleyemem, hafif sancıları çok rahat pilates topunun üzerinde atlatıyordum. Bu arada kimse açıklığımı ölçmüyordu, oysa doktorum deneyimli ebelerin gelip arada bir ölçeceğini söylemişti. 5 ten sonra sancılar kendini hissettirmeye başladı, artık pilates topunun üstünden kalkar kalkmaz tekrar sancıdan geri oturuyordum, gerçekten bacaklarımı pilates topuyla o kadar açık tutmak ve nefes alıp vermek (burundan alıp, ağızdan vermek) çok işe yaradı. Yanımda Yeşim ve Doruk vardı. Doruk sürekli nefes almamı hatırlatıyordu. Saat 6:30 a geldiğinde artık sancılardan bacaklarım titremeye başladı, ve ilk epidurali aldım, epiduralin dozu çok yüksek değildi bu nedenle ayakta durabiliyor ve bacaklarımı hala hissedebiliyordum. Hani 15 dakika ne ki diyordum ama o 15 dakika geçmek bilmedi. Hafif titremelerle sancı artıyordu, ve kesem patladı, kesem patladı deyip duruyordum, oysa gelen sıvı hissettiğim kadarıyla çok azdı. Kesenin patlamasıyla sancıların şiddeti daha da arttı. Sanki daha öncesinde amniyotik sıvı sancılarımın şiddetini azaltıyordu ya da ben artık yorulmaya başlamıştım. Artık doktorumu görmek istiyordum, sürekli hadi gelecek mi ne zaman gelecek diye sorup duruyordum. 7’den sonra sancılar iyice arttı. 7:30 gibi hemşire mi ebe mi doktor mu anlayamadığım genç bir bayan gelip bana doktorumla konuştuğunu ve açılmanın ne kadar olduğunu ölçmesini istediğini söyledi. Ebe ölçüm yaptı, artık kemiklerimin açılmaya başladığını ve ağrıdığını hissettiğimden rahat 7-8 cm.lere geldiğini düşünüyordum. Oysa ebe dönüp, henüz 4 cmdesiniz ve bebeğin kafası dönük değil dediğinde tabii ki kafamdan aşağıya kaynar sular döküldü. Yok emindim yapamayacaktım, ağlamaya başladım, bir yandan yok yanlış ölçtü herhalde diyor sonra da yok canım bu da benim başıma mı gelecek diyordum. Diğer yandan Dorukla Yeşim moralimi düzeltmeye çalışıyorlardı. Oysa o kadar saat sancıdan sonra sezaryen olmak en çok korktuğum şeylerden biriydi ama artık dayanamayacaktım. Doktorumun gelmesini istiyordum, Doruk arada ona mesaj atıp nerede olduğunu sormuş. Ebe bu arada siz biraz yürüyün belki açılma olur demişti, kalkıp odada yürüsem de kemiklerimin ağrısını hissediyor ve tekrar yatmak istiyordum. Evet moralman çökmüştüm, artık dayanacak gücüm de kalmadı. Sonra 20:45 gibi doktorum geldi, gülücüklerle nasılsın dedi, ben artık hafif sesle nefes alıp vermelere başlamıştım. İyi dediğimi az çok hatırlıyorum icon smile Uzunca bir ara ve Umaylı Hayat . Evet son kez kontrol edeyim mi artık seni dedi. Dedim son kez olsun lütfen. Daha önce kontrol eden ebe de yanımızdaydı. Herkesi dışarı çıkarıp kontrolünü yaptı ve ebeye dönüp bir şeyler söylemeye başladı. Benim artık algılarım hafiften kapanmaya başlamıştı ve bundan sonraki kısımları hayal gibi hatırlıyorum. “9cm. doğumhane hazır mı? Hee, ben zaten biliyordum böyle birden açılacağını…Doğumhane de Begüm hanımın doğumu var, hmm peki o zaman biz biraz daha bekleriz.” “Canım, 9 cm. desin, (ben hala algılayamıyorum) ama bir saat daha sürer, dayanabilecek misin?” 9 cm- doğum-doğumhane-dayanma, evet cümleyi anladım sonunda, doğuruyordum ve artık çok yakındı, sezaryen olmayacaktım. En zor kısımsa geliyordu ve o kısımdan çok korkuyordum. Yani ıkınmaktan. O dakikadan saat 10’a kadar, hafif sesli nefes alış verişlerle, Doruğun ve Yeşimin desteğiyle, doktorumun orada olduğunun verdiği güvenle, ışıkları kapatarak, yatakta son 1 cm. açılmayı da bekledik. Ve saat 22 civarı artık doğumhaneye gidiyordum. Doruğa dönüp, gel nolur dedim, Yeşim sende gel. Hemşireler geldi , kalkabilir misiniz dediler, ne dedim, kalkamam, sandalye ile götürelim sizi dediler, yok dedim kalkamam. (bu arada bu kısmı aradan 15 gün geçtikten sonra hatırlayıp yine sinirlendim) Yok, yok kalkarsınız, hadi yardım edelim, deyip beni tekerlekli sandalyede doğumhaneye götürdüler ve Dorukla, Yeşimi’de içeriye almak için kıyafet giydirmeye götürdüler. Ben hazırlanıyordum ve doktorum gelmişti. Böyle yazıyorum ama hala bu kısım flu, tek bildiğim zamanın çok çabuk geçtiği…Hatta Doruğa yine günler sonra siz ellerinizi yıkadınız mı, ne çabuk geldiniz dediğimde, ne çabuğu yahu ellerimizi yıkamayı boşver bir de hangi beden önlük giyelim diye kendi aramızda tartıştık kaç dakika dedi. Evetttt, doktorum ıkınma hissimin olup olmadığını sordu. Yok dedim, bir şey hissetmiyorum. Bu arada en son epidurali 21 gibi almıştım, son shotı da icon smile Uzunca bir ara ve Umaylı Hayat doğumhaneye saklamışlardı. Tamam dedi, şöyle yapacağız; derin nefes alacaksın, sonra ağzını kapatıp ses çıkarmadan kabız olmuşsun gibi ıkınacaksın. Tamam dedim ve başladık. Bana kalsa ben 6 nefeste, 10 dakikada doğurdum ama (dediğim gibi zaman kavramı yok oluyor sanıyorum o sırada) 45 dakika sürmüş icon smile Uzunca bir ara ve Umaylı Hayat Doktorum yeniden hadi bir nefes daha tekrar evet çok güzel gidiyorsun, az kaldı, harikasın, nereden öğrendin böyle ıkınmayı vs. gibi moral verici şeyler söylüyordu. Ikınma arası nefes almak için durduğumda, ebe göbeğimden makas alır gibi bir hareket yapıyor ve ıkınma tekrar başlıyordu. Bir ara Doruk aşkım hadi çok az kaldı, yarın bu saatte evde olacağız deyip duruyordu, sadece dönüp Doruk sus dediğimi hatırlıyorum. Acıya dayanırken kimsenin dokunmasını ve moral vermeye çalışmasını istemiyorum sanırım. Bir ara doktorumun bir de şimdi sezaryene dönermiş deyip güldüğünü hatırlıyorum. Tabii ben o halde ne diyor, doğru mu söylüyor, zaten bebeğin kafasını da hissetmiyorum gibi kafamdan gerçekliğini tarttığımı hatırlıyorum. Diğer yandan Yeşimin Doruğa ay kafası görünüyor, saçları simsiyah dediğini hatırlıyorum. Doktorumun kafasını görüyorum dediğine inanmıyorum ama Yeşim’de bir yandan korkudan bakamayan Doruğa anlatıyor duyuyorum. Bir yandan ayyy saçları simsiyah mı ama Doruk gibi olsaydııı keşkeeee diye içimden geçiriyorum. Sonra doktorumun o espriden sonra, kötüydü di mi evet dediğini zaten bebeğin kafası da geri kaçtı dediğini hatırlıyorum. Yine gerçekliğini kafamda tarttığımı hatırlıyorum. Gitti mi çocuk geri acaba, ya giderse, neyse, yeniden ıkınırım. (Çok komikmişim bu arada :), safozmuşum hatta) Bir ara su istiyorum, boğazım çok acıyor nefes alıp vermekten diyorum. Su verin diyor doktorum, Hilal az diyor, azıcık içiyorum gerçekten çok az, ve dönüp kusucam deyip çıkarıyorum. Doktorum demiştim diyor, evet demişti. Diğer taraftan nefesim kesiliyor artık 3 kere hızlı hızlı nefes alıyorum, doktorum Hilal ağlama sakın, korkma az kaldı diyor. Ağlamayacağım diyorum, nefes öyle geldi derken bir ıkınma daha geliyor. Hadi bir kez nefes alıp iki seferde boşalt nefesini diyor, neden belini kaldırıyorsun diyor, belimi mi kaldırıyorum?, kaldırmadan dene bakalım, tamam diyorum içimden. Ebe bebek odasını arayayım mı diyor, doktorumun gözünün içine bakıyorum, yok diyor daha değil, off diyorum daha var o zaman. Ebe dönüp tekrar soruyor, bebek odasını arayayım mı, o an Allahım diyorum bebeğim oluyor, bebek odası diyorlar. Hala idrak edememiş olmamın verdiği hissiyat tuhaf. Sonra iğneyi hissediyorum, 2 taraftan yapıyor doktorum, heh diyorum epizyotomiyi de yedik, ama artık kurtarın beni demek istiyorum. Doktorum hadi diyor bir kez daha. Ve bir ara Hilal dur, Hilal dur dediğini duyuyorum doktorumun, anlayamıyorum 5 saniye ve gözlerimi açtığımda, Umay’ı bacağından tutup göbeğime koyuveriyor. Parmaklarını kocaman açmış, korkmuş, göbeğimde artık dokunabildiğim bir kız var. Kızımız doğuyor, Doruğa dönüyor, Doruk hala arkaya bakıyor, Doruk diyorum kızımıza bak. Hoşgeldin Kızım diyorum ve dokunuyorum ona, hoşgeldin diyorum dünyamıza tekrar dokunuyorum güzel göbeğine. Yeşim parmakları tamam diyor, Doruk dönüp bakıyor. Hemşire elinde havluyla gelip sıradan bir şeymiş gibi eline alıyor Umay’ı ve ilk memeyle ilk tanışması gerçekleşiyor küçüğümün. Ve bebek odasına gidiyor bıdığım, babası da peşinden Hilal ben gidiyorum diyor, tamam diyorum. Onlar çıktıktan sonra doktorum, bak onlar gitti ben buradayım gördün mü diyor espriyle karışık, gülüyorum. Ebe ismini soruyor kızımın, Umay diyorum. Aaa diyor Umay ebelerin anasıymış diyor, evet kısmen öyle, şamanizmle alakalı bir isim diyorum, öz türkçe. (Hala ebeden nefret ediyorum) Çok kitap okuyor hastanız galiba diyor doktoruma, evet diyor doktorum. Hilalciğim, hadi geçmiş olsun rahatlayabilirsin diyor. Yok diyorum daha plasentayı doğuracağım. Merak etme ben seni yormayacağım diyor. Yormuyor gerçekten de. Ebe evet kesin çok okuyor diyor icon smile Uzunca bir ara ve Umaylı Hayat Çekip alıyor ben ıkınmadan, bakmak istiyorum bebeğimi bunca zamandır besleyen şeye… Koskoca bir tabak gibi, çok ilginç birşeymiş diyorum. Doktorum plasentanın üzerindeki herşeyin gelip gelmediğine bakıyor ve sonra oturup epizyotomi dikişlerimi atıyor.

Umay 11 temmuz 2014 günü saat 22:36 da 3.120 gram ve 48 cm. olarak doğuyor. Bense sapasağlam, normal doğumun verdiği kendi güven ve güçle geri dönüp bebeğimi görüyorum. Ne kadar güzel olduğunu düşünüyorum o çirkin şeyin, hiç kırışık, şiş bile değil.

Çok güçlü hissettiriyor doğum ve doğumu yaşamak.  Gurur duyuyorum kendimle. Doktorumun kıymetini anlıyorum. Hala Florence nightingale gayrettepe’den nefret ediyorum. Zaten Doruk nasıl korkmuyorsun diye sorduğunda, bu bir deneyim ve ben bu yaşam deneyimini sonuna kadar yaşamak istiyorum demiştim ve yaşayabildiğim için çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Umarım herkes bu deneyimi yaşayabilecek kadar şanslı olur. Yine de her zaman işleri oluruna bırakmanın en doğrusu olduğunu ve gerekli olduğunda sezaryen olmayı kabul edebilmenin çok önemli olduğunu düşünüyorum ne de olsa kabul etmek her zaman işleri kolaylaştırır

Sevgiler.
Anne Hilal Demirsar

Bir küçük anı ve 6 hafta sonraki doktor randevumuzdan bir kare icon smile Uzunca bir ara ve Umaylı Hayat

WP 20140711 22 38 49 Smart 300x168 Uzunca bir ara ve Umaylı Hayat

WP 20140829 15 13 57 Pro 300x168 Uzunca bir ara ve Umaylı Hayat

WP 20140829 15 14 07 Pro 300x168 Uzunca bir ara ve Umaylı Hayat


Etiketler:, , , ,


Yorum Bırak