Gün geçtikçe…

Hayat Yorum Ekle

Doğmuşuz, büyümüşüz önce. Demiş ki birileri okumak lazım, kazanmak lazım. Sonra çalışmak lazım demişiz. Çalışıp didinmişiz günlerce. Bir aşk bulmak evlenmek lazım demişiz. Evlenmek. Aşık olmuşuz, eli elimize değince heyecanlanır olmuşuz. Evlenmişiz can havliyle. Hadi ev alalım, hadi araba alalım, hadi çocuk yapalımlara gelmiş sıra. Günler geçmiş, bir prenses gelmiş dünyaya. Masal gibi olmuş her şey her akşam mutlu sonla, her sabah güzel bir gülücükle kalkılan günler olmuş. Öpücükle uyandırılan prensesler değil anneler olmuş. Günler geçmiş sonra hiç acımasız; özler olmuş insan taaa aşık olduğu o ilk günleri, üstelik bugünün kötü olmasından değil, zamanın acımasız olmasından özler olmuş. Zaman hala geçiyormuş. İki çift lafını özler olmuş öbür yanının, beraber kahvaltı etmeyi, gece elele yıldızlara bakmayı sonra, beraber müzik dinlemeyi. Üç olmuşlar artık, anne çocuğunu sevdiği kadar seviyormuş öbür yanını, bazen çocuğu gibi , bazen aşığı gibi seviyormuş. Acımasızmış zaman. Bugün, yarın, dün derken geçiveriyormuş, sadece onun arkasından bakakalıyormuş insan. Üstelik geri döndürmek de imkansızmış. Acımasızmış çünkü zaman, ve biz yaşlanıyormuşuz. Yaşlandığını hissettikçe daha çok yaşlanıyormuş insan. Evet,daha iyi biliyormuş ve tanıyormuş kendini, hayattan ne istediği ve istemediğini, aman boşver umursamalardan çok umursamamaya başlıyormuş zaten kendiliğinden. Ama işte acımasızmış zaman. Geçiyor gidiyor ve arkasına bakmıyormuş. Aşık olmak gerekmiş yeniden, heyecanlanmak, aynı adama olsa da, tekrar hatırlamak gerekmiş hislerini; o hislerin hayatı yaşadığını hissettirdiğini hatırlamak lazımmış. Unutmamak lazımmış hisleri, sonuna dibine cılkını çıkarana kadar yaşamak lazımmış. İşte o zaman hayatı yaşadığını anlarmışsın, işte o zaman acımasız zamanı durdurabilirmiş insan.





Yorum Bırak